Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Aşk: Ölüm kadar masum değil! !
Cevap SayisiCevap Sayisi: 2 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 300 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Aşk: Ölüm kadar masum değil! !  (Okunma Sayısı 300 defa)
Mayıs 08, 2010, 03:42:00 ÖS
bysessiz19'in Bilgileri
bysessiz19
bysessiz19 - muhammet ayhan
Administratör
Full Member
*



Kisisel Mesaj Aşk HeRŞeYe DeĞer.

Üye ID 2
Kayit Tarihi Ağustos 23, 2007, 07:07:53 ÖS
Nerden İsTaNBuL
Mesaj Sayisi 924
Rep Puani
Karma: 165
Deneyimleri

Aktiflik

Deneyim
Seviye
Kötü Itibar
Iletisim
Çevrimdışı Çevrimdışı


Aşk: Ölüm kadar masum değil! !

eskir bir sevdanın gözyaşları masalda
dökülmüş anka kuşunun kanatlarına

bir kıvılcım
bir uzun ateş
ayağında çöl tuzu, yan yan bitmiyor

ektiği tarlada, hasretin tohumlarıyla
bir kız hasadını topluyor
denizci sevgilisine, yıllar önce ölen

mezarının üstünde otlar
soluk ay ışığında ayrılık türküleri söylüyor
kulak kesildi gecenin dorukları

bir bıçak düştü
çığlık sessizliğine, yüreği al’a kesti
bir fesleğen öldü, sardunya sararıp düştü
hiç kimse duymadı yakarışını
kırıldı kanatları bir serçe köze düştü
yüreği delip geçti kınından çıkan hasret

talanlara kurulan saat ateşten bir taçla
kondu kuşlar gibi zamanın akışına
durup durup çatladı kabuk
kanadı yara

hüzün perdelerini çekti gözlerin penceresi
ektiği tarlada, hasretin tohumlarıyla
bir kız hasadını topladı

sırtında sürgün geçmişi, köz tutar gibi tuttu
geldi yangınların rahminden denize ateş düşüren
suyun alazıyla ovdu ellerini
ne ay ışığı vardı gecede
ne kendine acıma
adanış hazırdı yalnızca
çözdü yüreğinin palamarını
döktü küllerini
...
gözlerini kapattılar, yüzünü örttüler ak köpüklerle
hiç kimse duymadı küllerin iniltisini

biraz düş, biraz gerçek, hayat yalan söyledi
Logged

//Zaman Geçse de Sevgi Hep Olduğu Yerde Kalır.Sonsuza dek.""\\
Mayıs 08, 2010, 04:11:37 ÖS
Hüzün_Masalı'in Bilgileri
Hüzün_Masalı
"Ölmüş olan incinir mi?"
Global Moderator
Jr. Member
*



Kisisel Mesaj Belki de hiç gelmemiştin, Ben geldiğini sandım...

Üye ID 3182
Kayit Tarihi Nisan 26, 2010, 12:59:11 ÖS
Nerden İstanbul
Mesaj Sayisi 192
Rep Puani
Karma: 2
Deneyimleri

Aktiflik

Deneyim
Seviye
Kötü Itibar
Iletisim
Çevrimdışı Çevrimdışı


kırıldı kanatları bir serçe köze düştü
yüreği delip geçti kınından çıkan hasret


Ellerine sağlık bysessiz
Logged

Söylesene, ben gerçekte senin neyin oldum...?
Sesin hep uzakları çağırıyordu, ben üstüme alındım, sana geldim.
Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim..?
Şimdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda sadece bir mevsim yaşanan ama bir ömür gibi gelen aşk...
Kalbime henüz söylemedim gittiğini...
Öğrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum.
Seni hala benimle biliyor ve seviyor
Ama ben.. kalbime ilk defa yalan söylüyorum.


Her insanın sadece aynalara gösterdigi bir yüzü , kimseye söyleyemediği bir hüznü vardır...
Haziran 08, 2010, 04:01:29 ÖS
serdar1111'in Bilgileri
serdar1111
Newbie
*
Avatar Yok



Üye ID 3460
Kayit Tarihi Haziran 04, 2010, 11:33:32 ÖÖ
Nerden istanbul
Mesaj Sayisi 76
Rep Puani
Karma: 0

Karma: 0
Deneyimleri

Aktiflik

Deneyim
Seviye
Kötü Itibar
Iletisim
Çevrimdışı Çevrimdışı


'Gel, gel, daha yakın gel!
bu yol vuruculuk ne zamana kadar sürüp gider?
mademki sen, bensin, ben de senim.
artık bu senlik ve benlik nedir? '
dedin efendim.
sustu martılar denizlerden yükselerek sustu göğe doğru
göğe doğru boşluklar arttı, arındı suretlerden sema
kâinat ermek istercesine derin bir manaya
birden ezanlar aktı minarelerden
aktı gökten suskunluk, karıştı suskunluğa diller
rengarenk oldu çiçekler
sen ve ben yok artık lügatimizde
Evs ve Hazrec kabileleri yok artık
kıyamdan secdelere omuz omuza kalan biziz
kalan biziz artık kardeşlik şiirleri okuyan
biz bir ormanda aynı ağacın dallarıyız artık
anladım bütün renkler sende/ hep sende/ yalnız sende
bütün kapılar sende ardına kadar açık
önce inceden inceye bir sükût kaplar bedenimi
bir heyecan, bir sızıdır damarlarıma sızan
ve dilime saplanan her şey bir muamma:
sana geldim ya Mevlana! sar beni, kuşat kendinle
geldim geldim ayağına, yara sende, merhem sende.

görünce göz, kelimeler değince tene
ten gönülden ne kadar kaçar/kim anlar/ neyi kim bilir
iyi niyetler geçer mi günahkar bedenlere
abdestsiz çehrelere hoşgörü siner mi?
ellerimiz arasındaki kardeşlik akar /gözümüzden
gönlümüzden akar /kim anlar/ neyi kim bilir
harfler elimde saklı, ağzımda birikti cümleler
bir manaya henüz girdim, kekeme oldu dilim
suretlerden vazgeçmedim daha kapının eşiğindeyim
sen girince dünyama, bildim kendimi /bende dirilttiğim seni
titredim atlar gibi uykusunu böldüm bedenimin
ve bulunca seni ruhumun yalnızlığında
sığındım ürkek bir çocuğun bakışlarıyla
sığındım inci gibi dizelerinle dolu okyanuslara / boğ beni:
sana geldim ya Mevlana! al beni, kuşat kendinle
geldim aşkın kollarına, siyah sende, beyaz sende.

II.

kardeşim, kardeşlerim!
diyerek haykırdım dibinden denizin
bekleyin sağanak yağmurlar geliyor bekleyin
bir şimşek, bir gürültü ve sonra rahmet akacak belli
çocukların duruşundan belli, güllerin soluşundan
uzun uzun ve içli ağlıyor çocuklar
ve yapraklar hınçla yere değiyor
duyuyor musun üstadım yokluğunda senin
çocuklar bile suskun, konuşmuyor
sitemkar anne evlada, gül bakışa sitemkar
karıncalar bile öfkeli dik yokuşlara
bulutlar yağmurlara, ayrılık vuslata sitemkar
çare olmuyor hiçbir merhem bu günahkar cildi sıyırmaya
çaldığım her kapıya bir çarpıda ben ekledim
bildim neyin nesidir adem, derdime bin dert de ben ekledim
sen öyle uzlet halinde kalma gözlerimden tut beni
yeni bildim kaybolan bedenim bedenimin içinde:
sana geldim ya Mevlana! bul beni, kuşat kendinle
geldim ol bakışlarına, müslim sende, kafir sende

III.

solağım ben, hattat olmak için çabaladım/durdum
biliyorum kamış kalem soğudu benden/bedenimden
kurudu is mürekkep kurudu öfkesinden
şimdi yeniden, kaldığım yerden, utanmadan, gevşemeden
yeniden yontarak kalemimi, sana yakışan tâ’lik bir yazı ile
hoşgörünü efendim, nakşeyledim gönlüme
elim tutuklu, elim öksüz ve yetim
duvarımdaki tabloda seni de görmek isterim:
sana geldim ya Mevlana! tut beni, kuşat kendinle
geldim senin dergahına, ateş sende, su sende.

gelin o zaman ey adamlar, kadınlar, rüzgârlar ve yıldızlar
kötü niyetlerinizi denizlere atarak gelin
somurtkan çehrelerinizi yıkayarak
mülayim bakışlarınızı takınarak gelin
sitemlerinizi unutarak
bırakın dağınık kalsın saçlarınız iyi niyetlerinizi özenle tarayın
biraz gözyaşı alın yanınıza görünmeyen yüreklerinize takın.

IV.

'öyleyse siz susun.
susunuz da konuşmada sizin diliniz
ben olayım.'
muhayyer kürdi makamı tadında dizelerin
yazıldı gönüllere
sustum.
konuştu serçeler öksüz çocukların ellerinde
dilsiz dervişler içten bir “hû” eşliğinde
neyiniz var sorusuna özlü bir cevap sundular
içli bir ney taksiminde:
-hiç.
Logged


Google Words: Aşk: Ölüm kadar masum değil! ! Dosyasi, Aşk: Ölüm kadar masum değil! ! Belgesi, Aşk: Ölüm kadar masum değil! ! Programi, Aşk: Ölüm kadar masum değil! ! Oyunlari, Aşk: Ölüm kadar masum değil! ! Download, Aşk: Ölüm kadar masum değil! ! Resimleri, Aşk: Ölüm kadar masum değil! ! Hikayeleri, Aşk: Ölüm kadar masum değil! ! Haberleri, Aşk: Ölüm kadar masum değil! ! Indir, Aşk: Ölüm kadar masum değil! ! Yükle, Aşk: Ölüm kadar masum değil! ! Videosu, Aşk: Ölüm kadar masum değil! ! Arsivi, Aşk: Ölüm kadar masum değil! ! Albümü,
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
Otomatik Tag
Aşk: Ölüm kadar masum değil! !, Paylasim, Oyun, Torrent,Aşk: Ölüm kadar masum değil! !, Film, Eglence, Haberler, Kissadan Hisse, Aşk: Ölüm kadar masum değil! !, Dizi, komik, Mevlana, Din, Islam, Aşk: Ölüm kadar masum değil! !

 
Gitmek istediğiniz yer:  





 


MySQL |  PHP |  Valid XHTML |  Valid CSS